Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

Konya'dan Tarih fışkırıyor !


Konya'da gezdiğim yerlerle ilgili o kadar çok yayın yaptım ki... Ama ne yapayım gezilecek görülecek o kadar çok tarihi eser, doğal güzellikler var, sizlerle paylaşmayayım mı yani :) Bu kadar sık gitmemin sebebi de eşimin Konya'lı olması... Neyse lafı daha fazla uzatmayayım... Hemen başlayayım anlatmaya...


İlk fotoğraf Konya'nın merkezinde bulunan İnce Minare Medresesine ait. Bence çok güzel görünüyor müthiş bir işçilik yapılmış... Tabi uzun zamandır Müze olarak ziyaretçilerini ağırlıyor .. Taş ve Ahşap eserleri müzesi olarak geçiyor...Selçuklulardan kalma bir eser ..




Ahşap oyma kapı örnekleri..


Selçukluların aynı zamanda Konya'nın simgesi olan iki başlı kartal...


Hemen pozumuzu da veririz...


En son öğrenciyken ziyaret ettiğim Şems-i Tebrizi  Cami ve Türbesi...


Şems-i Tebrizi ,Mevlana Celaledini Rumi'ye yakınlığıyla bilinir. Ölümüyle ilgili bir rivayet var. Aslında çok uzun ama beni çok etkiledi. Sıkılmazsanız okuyun derim...

Bu gün Konya’da Şems makamı olarak bilinen, halk ve bilhassa Mevlevîlerce türbesinden önce ziyaret edilen bu mescit-türbe de mevcut sanduka, boş bir sanduka mı, yoksa Mehmet Önder Bey'in bir hatırasında anlatıldığı gibi, Şems gerçekten burada mı gömülüdür, bu da bilinmez. Lâkin bu konuda en kuvvetli tezlerden birisi Sipehsalar'a veya eflakiye göre şöyledir: Şems-i Tebrizî'nin dedesi Haşhaşiler tarikâtında mürittir. Daha sonra tarikâttan aile kurmak üzere ayrılmak ister ve ayrılır. Ailesini kurar ama tarikat yönetimi değişir ve torun Şems'in tarikâta bağışlanmasını ister. Dedesi de vermek istemez. Zaten Şems eğitim için Şam'a gider ve Şems'i takip bu aşamada başlar. İlk önce bulurlar lakin kaybederler Şems'i ama Şems Mevlânâ'dan ayrılıp Şam'a gittiği vakit tarikattan bir mürit Şems'i fark eder çünkü Şems Şam sokaklarında yine bir dervişi tâbir yerindeyse rezil etmiştir. Bunun üzerine Şems'i takip Konya'ya kadar sürer ve daha sonra Şems bir dergâha çağrılır, tam yedi derviş gelmiştir Şems'i öldürmek üzere, Şems Celâleddîn Rûmî'dan ayrılmak üzere izin ister ve tam da bir vedalaşma hissi vermeden kendi eliyle ölüme gitmiştir. Hatta ölüme giderken "Rabbim şu kuyu mezarım olsun" diye dua etmiştir. Dergâha gittiği zaman yedi derviş onu beklemektedir artık.O her bir dervişle odalarda ayrı ayrı görüşerek hepsini konuşmalarıyla bayıltmıştır. En son derviş en iri cüsseli ve bilgili olandır. Şems dervişlerden namaz kılarken öldürülmesini istemiştir. Ve namaz kılarken zammı sure olarak Şems suresini okumuştur. Ayrıca İslam aleminde Osman'dan sonra gece kılınan ikinci cenaze namazı Şems hazretlerine aittir. Şems hazretleri Mevlânâ'ya bir mendil gönderir ölmeden önce mendilde şu yazmaktadır: "Ölümümün gözlerinin önünde olmasını isterdim gör bakalım aşk için ölmek ne demekmiş", yazmıştır. Mevlânâ'da bayılmıştır. Ayrıca Şems'in Konya dan ayrılıp kaybolması zayıf ihtimaldir çünkü yüce Allah ona rüyasında kendisine istediğinin verilmesi karşısında ne verebileceğini sormuş Şems de: "Canlara kanlara boyanacak başımı" diyerek aşk yolunda başını vermiştir.


Türbenin bahçesinde böyle bir uyarı levhası yapmış belediye ... Ama gerçekten heryer mezarlık ,türbe...

*****


Konya'da mimarisi çok güzel ve eski camiler var. Son derece büyükler. Ben İzmir'de hiç böyle büyük cailer görmedim. Gerçi Konya ile  İzmir'i bu açıdan kıyaslamak çok yanlış. Konya yıllarca Selçuklulara ,Osmanlıya ev sahipliği yapmış sonuçta...

Bu cami de Karatay'da bulunuyor... 



*****



Arkadaki bayrak direkleri ... sağdakiler hepsi Türk bayrağı, soldakiler Türklerin tarih boyunca kurduğu devletlerin bayrakları...

Ahşap sütunlarla süslenen çok güzel bir avlu yapmışlar...




Şehitlerin isimlerinin yazılı olduğu büyük kitaplar yapılmış...





Konya ile ilgili hediyelik eşya satan dükkanlar...



Mert her zamanki gibi su ile oynuyor.. :)


Mevlana Türbesinin önündeki meydan 2 sene öncesine kadar çok farklıydı. Türbenin girişinin hemen önü yemyeşil  çam ağaçlarının, güllerin olduğu alanlar vardı.. Şimdi yukarıdaki gibi kuru beton. Belediye bu kadar yeşil alana önem veriyorken niye böyle bir şey yapmış anlamadım...


Yine Mevlana meydanında bulunan büyük gösterişli camilerden biri...Yine Osmanlılardan kalma...






Yolun kenarında bulunan bir mezar...Konya'da çok var böyle durumlar. Zaferde bir yol var. Apartmanların bahçesinde mezarlar var...


Ve dünyanın akın ettiği Mevlana Müzesi... 




Giriş ücreti çok ekonomik geldi.. Efes antik Kente en son ziyaret etmek için 25TL verdiğimi göz önüne alırsam yani... 


Sesli rehberlik sistemi çok iyi düşünülmüş. Sadece yabancı turistler için değil bizler için bile son derece iyi düşünülmüş. Çünkü gezerken elimizde rehper yerine kulağında kulaklık taşıyorsun. Keşke heryerde olsa...



Kafeteryalar yeni açılmış...2 yıl öncesine kadar yoktu ... Çok büyük bir alan olmamasına rağmen , görülecek öğrenilecek çok detay var... Yorulunca oturacak bir yer iyi olmuş...





Mevlevi musikisine ait bir çok müzik aleti sergilenmiş... 





Mutfak bölümü de en çok ziyaretçi alan yerlerden biri...Öyle ki çocuklarla girmekte zorlandık... Turist grupların daha az olduğu bir zamanda girmek gerekiyor ...





Nev-i Niyaz -Saka Postu Makamının da ilginç bir hikayesi varmış... Sıkılmayacaklar buyursun okusun :)
Saka Postu üzerine, Mevlevîliğe girmek isteyen adaya, önce abdest aldırılır sonra "yapılan işleri yerinde görmesi ve kararını bir kere daha gözden geçirmesi İçin", üç gün süre ile iki dizi üzerinde (murakabe vaziyetinde) oturtulurdu. Aday yemek, tuvalet ve ibadetten başkaca bir iş için, Saka Postu'nu terkedemez, birşeyler okuyamaz ve konuşamazdı. Bu adaya "Nev-niyâz" (Aday adayı) denilirdi.
Nev-niyâz bir taraftan Matbâhta yapılan işleri göz altından incelerken, bir taraf tanda burada görev yapan dedeler, Nev-niyâz'a;
"Derviştik zordur. Çileyi Kırmak ise hiç iyi değildir. Dervişlik ateşten gömlek, demirden leblebidir. Aç kalmak, haksız yere söz işitmek vardır. Kısacası Dervişlik Ölmeden önce ölmektir. Bunlara tahammül edebileceksen çileye soyun, yoksa yol yakınken çekip git. İkrardan dönenin mahşer günü yüzü kara olur" gibi, telkinde bulunurlardı. Nev-niyâz üç günün sonunda 1001 gün çileye soyunmak istediğini beyan ederse, yani ikrar verirse, Nev-niyâz'a Can denilir ve 1001 gün sürecek çile başlardı.

Nev-niyâz'ın oturduğu "Saka Postu Makamı"nın yükseltisinin hemen altına birde ayakkabıların konulması için yer yapılmıştır. Ayakkabılar buraya, burnu içeriye, topukları dışarıya dönük olmak üzere konulurdu. Eğer ayakkabılar kapı önüne konuluyorsa, bu defa ayakkabıların burnu kapıya yönelik olarak konulurdu. Can tabir edilen derviş adayından sorumlu dede tarafından bu ayakkabılar çevrilirse, yani ayakkabının topukları kapıya yönelik konulursa bu, "Çık git, dergâhı terket, bir daha gelme" demekti.






Yine Mevlana Türbesinin içinde yer alan alan Fatma Hatun ve Hürrem Paşa türbeleri...



Mevlana Türbesinin içinde fotoğraf çekmek kesinlikle yasak ... Bir çok görevli tarafından uyarılıyorsunuz... 

Müzenin içinde Mesnevi , Mevlana'ya ait kıyafetler, seccadeler, tesbihler ve daha bir çok özel eşyası sergilenmekte..
Ayrıca içeride Mevlana ve ailesine ait, ayrıca bir çok mevlevi dervişinin mezarı bulunmakta...
Alıntı bir fotoğraf ekledim ...





Mevlana Türbesinin bahçesinde yer alan şadırvan ...

Son olarak Mevlana'nın yedi öğüdü ile bitiriyorum. Gerçekten ne kadar doğru sözler

 Mevlana'nın Yedi Öğüdü 

1. Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
2. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
3. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
4. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
5. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
6. Hoşgörülülükte deniz gibi ol.
7. YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN, YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL.