Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

Juicy Life ile Sağlıklı Yaşam Workshopu



             Geçtiğimiz günlerde İzmir yemek bloğu yazarları olarak  Sevgili Hep Leziz -  Tülay Pordoğan Oral'ın öncülüğünde  Juicy Life ' ta sağlıklı yaşam, beslenme ve detoks etkinliğinde bulundum.  

              Yaşam koçu Ayça Gönenç'ten sağlıklı beslenmenin yaşantımızdaki önemi, detoks nedir , vegan beslenme ve daha bir çok konuda faydalı bilgiler edindik . Çiy besinlerden farklı tarifler denedik. 



Karnabahar suşi


Hindistan cevizli shot



Gelelim öğrendiğimiz bilgilere 

Çiğ besinler tüketmenin faydaları nelerdir?
Bazı yiyeceklerdeki enzimler kendi sindirimlerini başlatıyorlar yani bedenin sindirim işlevine yardımcı oluyorlar. Fakat yiyeceklerimizi pişirdiğimizde, 45° C’nin üzerinde işlem gören her yiyecekte bu değerli enzimler tahrip oluyor. Bu nedenle bu yiyecekleri sindirebilmek için vücut kendi enzimlerini kullanmak zorunda kalıyor. Her insan bedeninin belli bir enzim üretme kapasitesi var. Bunun sonuna gelindiğinde sistemde bozulmalar meydana geliyor. En çok rastlanan örneklerden biri diyabet, pankreasın insulin enzimi üretimini gerçekleştirememesi.
Herkesin belli bir enzim kapasitesi olduğu düşünüldüğünde bunu en iyi şekilde kullanmak bir uzun ömürlülük anlayışıdır. Canlı besinler tükettiğimizde bu besinlerin sindiriminde gerekli enzimleri de beraberinde aldığımızdan bedenin kendi enzimlerine çok daha az ihtiyaç duyulur. Böylece daha uzun ve sağlıklı bir hayat yaşarız.
Isıl işlem uygulanması; yiyecekte enzim kaybının yanı sıra besin kaybına da özellikle vitamin kaybına neden olur. C vitamini, folik asit, A vitamini vb.. Diğer bir etki de minerallerin emiliminin daha zor olmasıdır ve sonuç olarak vücudumuz bu minerallerden daha az yararlanır.
Tüm bunlar düşünüldüğünde çiğ beslenme sayesinde daha enerjik bir yaşam, daha güçlü bir bağışıklık sistemi ve daha uzun bir ömür mümkün.
Bu beslenme tarzında en çok yeşillikler, sebze ve meyveler tüketilir. Filizlendirilmiş baklagiller ve yağlı tohumlar ana protein kaynağıdır. Susam tohumu, badem, brokoli, ıspanak, deniz yosunu, buğday çimi ve tüm filizler kalsiyum ihtiyacını karşılamak için kullanılabilir. Ispanak, pazı, erik/üzüm suyu, susam tohumu, kaju, brokoli, kabak çekirdeği, keten tohumu da demir ihtiyacını karşılamak için kullanılabilir.
Sebze suları çiğ beslenmenin en önemli parçalarından biridir. Sebze suları ile daha fazla mineral almak mümkün olur.


Yanlış Beslenme
  • Şeker ve beyaz unlu gıdaların tüketilmesi
  • Hayvansal kaynaklı besinlerin fazla tüketilmesi
  • Yanlış yağların fazla miktarda tüketilmesi
  • Yiyeceklerin yüksek ısıl işlemle hazırlanması (yağda kızartma)
  • Çok miktarda ve yanlış tuz tüketilmesi Hormonlu ve ilaçlı gıdaların tüketilmesi
  • İşlenmiş ve katkı maddesi içeren gıdaların tüketilmesi
  • Bazı besinlerin gereğinden az tüketilmesi

10 Adımda Sağlıklı Yaşam ve Beslenme
1. Bol bol su için. Susuzluk bazen açlıkla karıştırılabiliyor. Bir dahaki sefere birşeyler atıştırmak istediğinizde bir bardak su için ve biraz bekleyin. Günde 8 bardak su içmeyi hedefleyin ve su kaybına neden olan kahve, şekerli ve alkollü içecek tüketimini azaltın. Yemeklerden önce bir bardak su için.
2. Kompleks karbonhidratlar tüketin. Basit karbonhidratlar içeren ekmek, makarna ve unlu mamüller yerine kompleks karbonhidratlar içeren meyve, sebze, bakliyat ve kuruyemişler tüketin. Doğal besinlerde bulunan lifler kan şekerinin dengede olmasına, antioksidanlar bedenin kendini yenilemesine, vitamin ve mineraller metabolizmanın düzgün çalışmasına yardımcı olur.
3. Sağlıklı yağlar tüketin. Vücudumuzun düzgün çalışabilmesi için yağlara ihtiyacı olduğunu unutmayın ve doğru yağları seçin. Sağlıklı yağlar içeren kuruyemişler, yağlı tohumlar, avokado ve soğuk sıkım zeytinyağlarını beslenmenize eklemekten korkmayın.
4. Protein ihtiyacınızı dengeleyin. Fasülye, nohut, mercimek, kinoa, karabuğday gibi bakliyatlar, kuruyemişler ve tohumlara beslenmenizde yer verin. Eğer hayvansal ürünleri tüketecekseniz mümkün olduğunca organik tercih edin.
5. Kahvaltıyı atlamayın. Hafif bir kahvaltı metabolizmayı hızlandırır ve gün boyu gerekli enerjiyi sağlar. Meyve ve kuruyemişlerden ya da yeşil sebze meyve sularından oluşan çiğ ya da daha da iyisi sıvı bir kahvaltı etme alışkanlığı kazanın.
6. Bedeninizi ve zihninizi çalıştırın. Her gün en az 30 dakikayı aktif geçirin. Spor salonuna gitmek zorunda değilsiniz. Dışarı çıkıp yürümek, merdivenleri kullanmak, bahçe ve ev işleriyle uğraşmak bile sizi hareketlendirecektir. Meditasyon ve pozitif düşünme hayatınızın bir parçası olsun.
7. Uykunuzu alın. Araştırmalar 5 saatten az uyuyanların en az 7 saat uyuyanlara göre ortalama 2 kg daha kilolu olduğunu gösteriyor. Yetersiz uyku enerji metabolizmasının bozulmasına ve iştahın etkilenmesine neden oluyor. Az uyku tokluk hissi veren hormonların salgılanma süreçlerini etkileyebiliyor. Her gece 7-8 saat uyuyun.
8. Kendi yemeğinizi hazırlayın. Yedikleriniz üzerinde kontrol sahibi olmanın en kolay yolu onu bizzat hazırlamaktır. Mümkün olduğunca hafif pişirme teknikleri kullanın ve yediklerinizin yarısından fazlasının çiğ besinlerden oluşmasını hedefleyin.
9. Neler yediğinizi takip edin. Satın aldığınız ürünleri inceleyin. İçindekileri okumadan paketli ürün almayın. İçinde anlayamadığınız kimyasal maddeler olan, şeker ve fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durun. Doğayla aranıza başkalarının girmesine izin vermeyin. İşlenmiş gıdalar yemeyin.
10. Farkındalıkla yiyin. Ne yediğinize bakın, koklayın, dokunun. Yedikleriniz ağzınızda kaybolana kadar çiğneyin. Sadece yediğinize odaklanın. Başka şeyler izlemek, okumak dikkatinizin dağılmasına ve daha çok yemenize neden olur. Yemeye başlamadan önce ve yemek sırasında derin ve yavaş nefesler alın.

Workshop sonunda  katılım sertfikalarımızla :)  Ayça Hanım'a verdiği bilgiler için , Sevgili Tülay'a da organizasyonu için çok teşekkürler :)